15. Yıl Ulusal Kongremizden Kısa Kısa Haberler

0
15. Ulusal Türk Dahili ve Cerrahi Bilimler Yoğun Bakım (TDCY) Kongresi ve 7. Avrasya Yoğun Bakım Toplantısı 21 – 24 Kasım tarihlerinde Antalya’da yapıldı. Kongrede 34 oturum, 47 sözel bildiri, 90 poster ve 83 konuşmacı yer aldı. klinikiletişim dergisi, 15. Yıllık Türk Dahili ve Cerrahi Bilimler Yoğun Bakım Kongresini yakından takip etti ve yoğun bakımcıların global ölçekte gündemlerini sayfalarına taşıdı. Ulusal Dahili ve Cerrahi Bilimler Yoğun Bakım (TDCY) Kongresi ve 7. Avrasya Yoğun Bakım Toplantısı, 21 Kasım Çarşamba günü öğle saati itibariyle başladı. 34 oturum, 47 sözel bildiri, 90 poster ve 83 konuşmacı katılımıyla yapılan kongrede, TDCY Derneği Yönetim Kurulu ve Kongre Başkanı Doç. Dr. Melda Türkoğlu, açılış konuşmasında, “Bu yıl ulusal katılımcılar dışında dünyanın neredeyse dört bir yanından, Arnavutluk, Azerbaycan, Bosna Hersek, Ermenistan, Etiyopya, Gana, Gürcistan, Hırvatistan, Hindistan, Kırgızistan, Kosova, Makedonya, Moğolistan, İran, Moldova, Nijerya, Özbekistan Sudan Zambiya’dan çok değerli meslektaşımız kongremize katıldı… Bunun mutluluğu içerisindeyiz” diye konuştu. Yıl 2011 ve Yoğun Bakım Uzmanlık Alanı

Doç. Dr. Melda Türkoğlu

2000’li yıllarda ülkemizde yoğun bakım için formel bir eğitim olmadığını belirten Türkoğlu, şöyle devam etti: “2000’li yılların başında yoğun bakım meslektaşlarımız tarafından büyük bir özveriyle gerçekleştiriliyordu. 2004 yılında Kayseri’de yaptığımız sempozyumda bir takım kararlar aldık: Yoğun bakım uzmanlık alanı olacak, tanımlanmış bir eğitim olacak ve hepimizin içerisinde yer alabildiği çok disiplinli bir alan olacak. Hedefimiz buydu. Bu hedefle yola çıktık ve 2005 yılında TDCY Derneği hep birlikte, en iyiye gitmek için kuruldu. İlk yıl yaptığımız sempozyumu kongreye dönüştürerek bugünlere kadar geldik. Yeri geldi eğitildik, yeri geldi eğitimci olduk. Ulusal ve uluslararası duayen birçok ismi kongrelerimizde konuk ettik. Bunun dışında Türkiye’nin yoğun bakım eksikliği vardı ve Türkiye’nin dört bir yanına ulaşmaya çalıştık. 2011’de yoğun bakımın uzmanlık alanı oldu; iç hastalıkları, nöroloji, anesteziyoloji, klinik mikrobiyoloji ve enfeksiyon hastalıkları, genel cerrahi, göğüs hastalıkları ana dalları üzerine yapılan üst dal haline geldi ve 2012’de ilk yan dal uzmanlarımız yetişti. Bundan büyük mutluluk ve gurur duyuyoruz. Öğrencilerimizle birlikte yoğun bakım camiası da büyüdü; yeterlilik kursları yapmaya başladık. Bu kurslarda alanında oldukça başarılı eğitimcilerimiz, hekimlerimiz, senede bir, bu eğitimi vermeye başladı.” Hep Birlikte, En İyiye Türkoğlu, 2004 yılında Kayseri’de ilk kez düzenledikleri sempozyumda bir takım kararlar aldıklarını anımsatarak, bu kararları şöyle ifade etti: “Yoğun bakım uzmanlık alanı olacak, tanımlanmış bir eğitim olacak ve hepimizin içerisinde yer alabildiği çok disiplinli bir alan olacak. Hedefimiz buydu. Bu hedefle yola çıktık ve 2005 yılında TDCY Derneği hep birlikte, en iyiye gitmek için kuruldu. O günden bu yana kongrelerimiz her yıl artan bir ivmeyle devam etmekte…”

Prof. Dr. Muhammet Güven

Kongrenin açılış konuşmasını yapan, Türk Dahili ve Cerrahi Bilimler Yoğun Bakım Derneği (TDCY) Kurucuları arasında yer alan Sağlık Bakanı Yardımcısı Prof. Dr. Muhammet Güven, konuşmasında, Türkiye’de yoğun bakımın bilim dalı olarak kabul edilmesi yolunda TDCY Derneği olarak verdikleri mücadeleleri anlattı. Güven şunları söyledi: “Ben 1995 yılında ilk yoğun bakımda çalışmaya başladım. Şu an burada olan arkadaşlarımızla, birbirimizden habersiz, birer yıl arayla yoğun bakım konusunda çalışmaya başladık. Aradan 23 yıl geçmiş. 2000’li yılların başında birbirimizden haberdar olduk, 4 kişi bir araya geldiğimizde dernek kurmaya karar verdik; 5 kişi olduğumuzda sempozyum düzenledik. Bugün yüzlerle ifade edebileceğimiz katılımcı sayılarına ulaştık. O yıllarda bunu hayal etmek mümkün değildi. Biz yoğun bakımcılar, bunun gönüllülük esasına dayalı olduğunu ve hep böyle olacağını düşünmüştük. Birçok ülkede de böyleydi. Bir yoğun bakım bilim dalı olacağını hayal edememiştik. Yoğun Bakımın Bilim Dalı Olması Arkadaşlarımızla geçen gün anımsadık: Bir iç hastalıkları kongresi esnasında, o zaman zayıf bir internet hattı üzerinden, Resmi Gazete’de yayınlanan Tıpta Uzmanlık Tüzüğünde, yoğun bakımın bilim dalı olduğunu gördüğümüzde hem sevinmiş hem de şaşırmıştık. Çünkü beklemediğimiz bir gelişmeydi. Mahkemeler, açılan davalar derken aradan yıllar geçti. Bunlarla o kadar vakit kaybetmemiş olsaydık bugün mevcut olanın belki 2 – 3 katı kadar yoğun bakım uzmanımız olabilirdi. Modern Yoğun Bakım Ünitelerimiz Var Bugüne baktığımızda çok iyi yoğun bakımcılar yetiştiğini görüyoruz, sizlerin bizlerden daha iyi olduğunuzu biliyoruz. Çok az yoğun bakımı olan bir ülkeydik. Çok az yerde modern yoğun bakım üniteleri vardı ve bugün 20 bine yakın modern yoğun bakım ünitesine sahip bir ülkeyiz. Biz Bu Hayalleri Kurarken 29 Yaşındaymışız Bir gün yoğun bakım tarihine, burada yer alan hocalarımızla birlikte, bizlerin isimlerini yazacaklar herhalde diye aramızda konuşuyorduk. Biz bu hayalleri kurarken 29 yaşındaymışız, bugün 50’yi geçtik. Gerçekten hayal ederseniz ve gayretli iyi yol arkadaşlarınız varsa başarmanız mümkün diye düşünüyorum. Bu dernek çok şey başardı, sayısı bir avucu geçmeyen hekimle başladı ve bugün 500’lere ulaştı. Devamı gelmeyecek bir hayal gibi başladık ve bugün 15. Kongremizi yapıyoruz. Bunun yanına Avrasya Kongresi de eklendi, yıllardır başarıyla sürüyor… Bunun yanına Dünya Kongresi de eklendi. Hem tebrik ediyorum hem de teşekkür ediyorum. “Yoğun Bakımın Tarihini Yazmalıyız” Yoğun bakımın siz genç arkadaşlarımın çalışmalarıyla çok daha iyi yerlere geleceğine inanıyorum. Bizler yavaş yavaş sahadan çekiliyoruz. Bundan sonrası yoğun bakımın tarihini yazmak olacaktır. Arkadaşlarımız buna önder olacaktır. Bu kongrede bulunmak bana enerji veriyor. Bu ortamdan bürokrasi ortamına geçmek benim için de kolay olmayacak… Umarım orada da yoğun bakım biliminin gelişmesi yönünde katkılarımız olacaktır.” Yoğun Bakımda DNR Yasal Olmalı!

Prof. Dr. Turgay Çelikel

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Turgay Çelikel geçmişten günümüze uzanan süreçte yoğun bakımın tarihçesi hakkında bilgi verdi. Yoğun bakımın tanımıyla konuşmasına başlayan Çelikel, şunları kaydetti: “Yoğun bakım tıbbı, yaşamı tehdit eden ancak tedavi edebilen hastalıkların tanı ve tedavisi ile uğraşan, sofistike, sürekli, multidisipliner yaşam desteği ve monitorizasyonun yer aldığı bir dal… bunun iki temel öğesi var; ilki eğitilmiş yoğun bakımcılar, ikincisi eğitilmiş deneyimli hemşireler ve bunlara yardımcı olan bir ekip (solunum terapisti, fizyoterapist, klinik eczacı, teknisyen ve sosyal yardımcı) sözkonusu. Bu ekip çalışması olduğu zaman başarıya ulaşılıyor.” Antik Yunan ve İlk Sağlık Merkezleri “Yoğun bakım aynı zamanda anatominin, kimyanın, fizyolojinin, su altı ve havacılık tıbbının, modern tıbbın tarihidir” diye konuşan Çelikel, “Tıpta ilk pırıltılar için Çin, Hindistan ve Mezopotamya’ya bakmak gerekir. Tevrat’ta burundan solunum anlatılıyor. Daha sonra Mısır’a ve ardından Anadolu’ya ulaşıyor. Anadolu’nun batısında Knidos var ve Knidos’ta dünyanın ilk tıp fakültesi kuruluyor. Bu da Hipokrat’tan 300 yıl kadar öncedir. Yunanlılarının ortaya çıkardığı Batı tıbbının başlangıcı olan tıp ilk olarak Asklepios denilen sağlık merkezlerinde yapılıyor” diye konuştu. İlk Triaj Sistemi Çelikel, ilk triaj sisteminin Amerika iç savaşı yıllarında oluşturulduğunu, mobil hastaneler ve ambulansların kurulduğunu belirterek şöyle devam etti: “Şok, yoğun bakımın en önemli konularından biri… İlk adı post travmatik sendrom deniliyor. Şokun ilk klinik kullanımı 1740. Amerikan iç savaşı sırasında kelime popüler hale getiriliyor ve ardından antiseptikler kullanılmaya başlanıyor. İlk septik şok tanımı 1831’de yapılıyor. Kardiyak kateterin tarihi de oldukça ilginç. 1929’da kardiyolog olan Werner Forsmann kalbe ilaçları daha yakından verebilmek için bir kateter alıyor ve kendi kolundan kalbine sokuyor. Radyoloji filmine giderek film çektiriyor. Bölümden uzaklaştırılıyor. 1940 yılında bu işlem geliştiriliyor. 1937’de ilk kan bankası açılıyor.” İlk Yoğun Bakım Klinikleri Yoğun bakımların yakın tarihte gelişimlerine ilişkin bilgi veren Çelikel, “1923’te John Hopkins Üniversitesinde ilk post operatif yoğun bakım ünitesi beyin cerrahi hastaları için kuruldu. 2. Dünya Savaşında bu gelişiyor sahra hastanelerinde… 1947’de New Orleans’ta torasik cerrahi ameliyatları sonrası bakım üniteleri kuruluyor. 1952’de ilk dahili yoğun bakım ünitesi Kopenhag’ta kuruluyor. 1958’de solunum bakım üniteleri Baltimore, Toronto, Upsala’da ortaya çıkıyor. Baltimore’da ilk bağımsız yoğun bakım kliniği oluşturuluyor ve fellowship programı kuruluyor” diye konuştu. “Dünyada ve Türkiye’de yoğun bakım ünitelerinin gelişmesine kardiyak monitörizasyon nedeniyle koroner yoğun bakım ünitelerinin çok büyük katkısı var” diye konuşan Çelikel şöyle devam etti: “Başlangıçta yoğun bakım üniteleri cerrahi, dahili ve koroner yoğun bakım şeklinde başlıyor. Pediatrik yoğun bakım daha sonra ortaya çıkıyor. 1970’lerin sonunda artık tüm hastalarda dahili ve koroner yoğun bakım üniteleri kuruluyor.” Dernekleşme Nasıl Başladı? Çelikel, ilk yoğun bakım örgütlenmeleri konusunda şu bilgileri verdi: “1968’da Atlanta’da üç yoğun bakım öncüsü hekim bir araya geliyor ve yoğun bakım derneği kurulmasına karar veriyorlar. Bir yıl sonra bu kişiler bu defa 28 kişi olarak toplanıyorlar. 1971’de Dernek kurulmuş oluyor. Bir dergi çıkartıyorlar. 1974’te uluslararası ilk yoğun bakım kongresi düzenleniyor. Türkiye’de 1978’de Türk Yoğun Bakım Derneği anesteziyologlar tarafından kuruluyor. Anesteziyologlar dünya genelinde ameliyathane ve post operatif deneyimleri nedeniyle yoğun bakımları başlatan hekimler ancak ABD’de biraz daha farklı gelişiyor. ABD’li Toraks Derneği 1980’de yoğun bakım derneğini kuruyor ve yoğun bakımı sahipleniyorlar. 70 sonlarına gelindiğinde yoğun bakım yan dal olması yönünde çalışmalar başlıyor. İlgili ana dal temsilcileri tıpkı Türkiye’de olduğu gibi bi araya geliyor ve yan dal olması konusunda anlaşamıyorlar. Hepsi ayrı yollarına gidiyor, Dahiliye, cerrahi, pediatri ve toraks ayrı board sınavı yapıyor. 1986’da yoğun bakım deneyimi gösteren kişiler sınava girme hakkı kazanıyor. Türkiye’de de dosya verdik bize yoğun bakım belgesi verdiler. Ama ABD’de böyle olmadı. Dosya verdiler sonra sınava girdiler ve ardından yoğun bakım uzmanı oldular. ABD’de şöyle bir yaklaşım var: mezuniyet sonrası 5 yıllık eğitim yoğun bakım için yeterlidir. Eğer siz 3 yıl dahiliye okuduysanız üzerine 2 yıl yoğun bakım; dahiliye üzerine 2 yıl pulmoner okuduysanız 1 yıl yoğun bakım; 4 yıl anestezi okuduysanız 1 sene yoğun bakım; 5 sene genel cerrahi okuduysanız 1 sene yoğun bakım ihtisası; 4 sene pediatri okuduysanız 2 sene yoğun bakım şeklinde düzenleniyor. ABD’de yoğun bakımcılar ağırlıklı olarak dahiliye kökenli pulmoner okuyan ve üzerine yoğun bakım eğitimi alan kişilerden oluşuyor. Avrupa’da primer sertifikasyon ve üzerine 2 sene şeklinde düzenleme sözkonusu.” Yönetim Şekilleri Nasıl? Yoğun bakım kliniklerinin genel olarak 3 temel yönetim şekilleri olduğunu belirten Çelikel, “Yoğun bakımlarda açık, kapalı ve yarı kapalı sistemler var. Yapılan araştırmalara göre, yoğun bakımcıların kontrolündeki kapalı sistemlerin başarı oranı artış gösteriyor. ABD’de yoğun bakım yatak sayısı yüz binde 20. Türkiye’de yüz binde 43. Hastane yataklarının azalması yoğun bakım yataklarının artması yönünde bir eğilim var. Çünkü sepsis ve yaşlılık artıyor” dedi. Türkiye’de Yoğun Bakımın Tarihi Çelikel, anesteziyologların yoğun bakım kliniğini 1959’de ilk Haydarpaşa’da; 1970’de Cerrahpaşa’da ve 1978’de de ilk yoğun bakım derneğini kurduğunu belirtti ve “1987’de dahili yoğun bakım ünitesini biz Marmara Tıp’ta kurduk. 2004’te TDCY kuruldu. 2012’de yoğun bakım yan dal olarak kanunla belirlendi ve ilgili ana dallardan yoğun bakım eğitim programları açıldı. 2002’de Tıpta Uzmanlık Tüzüğü çıktı ve zamanın Bakanı cerrahi kökenli olması da dolayısıyla anesteziyologları yoğun bakımdan çıkardı. 2011’de kanuna yeni düzenleme yapıldı ve bir anda 200 hekim dosya verip yoğun bakım uzmanı oldu. 120 kişi anesteziyolog, 30 -40’ı dahiliye kökenliydi. 2005 – 2012 arası 400 kontenjan açıldı yarısı anesteziyologlara verildi. Fellowship programı başladığından beri 150 kişi bu programı tamamladı ve atamaları yapıldı. Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de 35 bin yoğun bakım yatağı var. 16 bini Sağlık Bakanlığı hastanelerinde; 14 bini özel hastanelerde, 5 bin 500’ü üniversite hastanelerinde… Bakanlık diyor ki 100 binde 43 yoğun bakım yatağımız var, dünyada bir numarayız. Doğrular. 3400 yoğun bakım ünitesi mevcut. Bu kadar yatağımız var ne oluyor? Yönetimimizde ciddi sorunlar var” diye konuştu. DNR (Do not Resuscitate) Çelikel konuşmasında, DNR (Do not Resuscitate) programının hayata geçirilmesi gerektiğini savunarak şu bilgileri verdi: “1991’de, ABD’de U.S. Patient Self Determination Act ile hastaneler hasta kararlarına uymaya zorlandı. Yaşam destekleme tedavileri konusunda withholding (başlamama) ve withdrawing (kesme), futility (nafile tedavi) kavramları yerleşti. 1997’de Prendergast raporunda, yaşam desteğine başlamama ve kesmenin yoğun bakım ölümlerinin yüzde 90’ından sorumlu olduğu belirtildi. ABD’de, bizde olduğu gibi, hastalar son ana kadar tedavi edilmiyorlar. Yoğun bakım yönetimi konusunda çok ciddi sıkıntılar var ve yasal düzenlemeler acilen yapılmalıdır” diye konuştu. Yabancı Konuklar Kongre, 20’den fazla ülkeden yabancı konukları ağırladı. 2023 Dünya Yoğun Bakım Kongresinin TDCY tarafından İstanbul’da yapılacak olması, dünya ülkelerinin katıldığı oturumda ayrıca ilgi uyandırdı. Oturuma katılan yoğun bakım hekimleri ülkelerindeki dernek yapılanmasını, global çatı derneklerle ilişkilerini, bilim ve araştırma alanındaki potansiyel iş birliği imkanlarını ve güncel beklentilerini dile getirdiler. Yoğun Bakım Odaklı Eğitim Mümkün mü?

Prof. Dr. Raffaele Scala

Kongrenin Toscana’dan gelen konuğu Prof. Dr. Raffaele Scala ile yaptığımız özel röportajda Scala, yoğun bakım eğitimine ilişkin Türkiye’de de tartışılan bir konuda görüşlerini şöyle ifade etti: “Günümüzde yoğun bakım uzmanı olabilmek için önce başka bir dalın uzmanı olmak gerekiyor oysa en baştan yoğun bakıma odaklanılmış bir eğitim içerisinde yetişmenin daha iyi olacağını düşünüyorum” dedi ve şöyle izah etti: “Örneğin ben bir göğüs hastalıkları uzmanıyım ve göğüs hastalıkları çok farklı bir branş… Bunun üzerine yoğun bakım eğitimi aldığınızda göğüs hastalıklarında birçok konunun değişiklik gösterdiğini fark ediyorsunuz zaman içinde. Daha belirli, daha temel yoğun bakımcılar yetiştirmeye yönelik programlar olmalı diye düşünüyorum.” Karmaşanın Farkında Olmak!

Prof. Dr. Dimitris Georgopoulos

Girit’ten Kongreye gelen deneyimli hekim Prof. Dr. Dimitris Georgopoulos ise, gençlere önemli bir tavsiye bulundu ve şöyle dedi: “Bence bir insan üzerinde uygulanabilecek tedaviler düşünüldüğünde mekanik ventilasyon bu seçenekler arasında en komplike olanlardan biri. Oysa birçok yoğun bakımcı bu karmaşanın farkında bile değil!”

Yoğun Bakım Uzmanlarının Sorunları & Çözüm Önerileri

Yoğun bakımda eğitim, çalışma hayatı, SGK ve geri ödemeler ile özlük haklarına ilişkin paydaşların katılımıyla  yuvarlak masa toplantısı düzenlendi.

Doç. Dr. Melda Türkoğlu ile Prof. Dr. İsmail Cinel

TDCY ve Kongre Başkanı Doç. Dr. Melda Türkoğlu ile Türk Yoğun Bakım Derneği (TYBD) Başkanı Prof. Dr. İsmail Cinel’in moderatörlüğünü yaptığı, Türkiye’de yoğun bakım özelinde sağlık politikalarının tartışıldığı yuvarlak masa toplantısında, yoğun bakım alanında faaliyet gösteren iki dernek üyeleri yanı sıra Sağlık Bakanlığı ve SGK temsilcisi de soruları yanıtladı. Rotasyon Esnekliği Olabilmeli Yoğun bakım uzmanlarının eğitim hayatına ilişkin görüşlerini ifade eden TDCY Yönetim Kurulu Üyesi ve Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları ve Yoğun Bakım Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Arzu Topeli İskit şunları söyledi:

Prof. Dr. Arzu Topeli İskit

“TUKMOS çalışmaların bu yıl da devam etmesi çok uygun olacaktır. Bu çerçevede yoğun bakım uzmanlarının her ne kadar yetkinlik düzeylerini belirlemiş olsak da bunların gerçekten uygulanıp uygulanmadığı, temel standartlara uyumu, karnelendirilmesi, portfolyolara uyumunun sağlanması konusunda çalışmaların sürdürülmesi gerektiğini düşünüyorum. Kendi eğitim programımızdaki gözlemlerime de dayanarak şunları ifade etmek isterim: Bazı yetkinliklerin kazanılması için eğitim programları arasında rotasyon esnekliği olabilmeli. Örneğin bir merkez ECMO alanında çok iyi olabilir, başka merkezde başka bir uygulama çok iyi olabilir, merkezler arası rotasyon ya da görevlendirme esnekliği olmalı. Kendi üniversitem için söyleyebilirim ki bu zor bir konu. Mesela bir uzmanlık öğrencimiz ‘Şu eğitimi almak için şu merkeze gitmek istiyorum’ dediği zaman tam teşekküllü üniversite hastanesi olmamız nedeniyle fakülte kurullarında bu talebe izin verilmeyebiliyor. Eğitim programlarının belli alanlarında ortak çalışmalara izin verilebilmeli. Bu eğitime zenginlik kazandıracaktır.” Yan Dal Eğitiminde Tez Yapılmalı Prof. Dr. İskit, yan dal uzmanlık eğitimi için tez yapılması gerektiğini belirterek şöyle konuştu: “Bizler çok nitelikli öğrencilerle çalışıyoruz. uzmanlığını almış ve akademik yapıda rol alabilecek öğrencilerle çalışıyoruz. bu öğrencilerin tez yapmaları çok önemli. Türkiye’de bilimin gelişmesi ve yoğun bakım açısında da bu çalışmalar çok önemli olacaktır. Gönüllü arkadaşlarımız çalışmalar yapıyorlar ama bu zorunlu tez haline getirilebilirse daha iyi olacaktır.” Ana Dallar için Zorunlu Yoğun Bakım Eğitimi “Yoğun bakım 6 ana daldan beslenen bir yan dal; ama 6 ana dalın kendi eğitim programları çok farklı” diye konuşan Prof. Dr. İskit, “Dolayısıyla yoğun bakım eğitimini her ana dalda belli süre için alınması zorunlu bir eğitim haline getirebilir miyiz? Bunu çok tartıştık ama bazı yerlerde bu kağıt üzerinde kalabiliyor, o nedenle daha resmi bir program haline getirebilir miyiz? 2, 3 veya 4 ay süreli eğitimler programlayabiliriz. Bir de şöyle bir sorun var; yoğun bakımı olan ama eğitim programında yer almayan ana dallar var. Kalp-damar cerrahisi, nöroşirurji vs… o ünitelerde de yoğun bakım hastalarına bakılıyor. Biz eğitimimizi titizlilikle sürdürdüğümüz halde orada hiç eğitim almadan hizmet sunulabiliyor. Bunun tartışılması ve bazı adımların atılması gerektiğine inanıyorum” dedi. 18 Değişik Tipte Yoğun Bakım Var Prof. Dr. İskit, yoğun bakımların seviyelendirilme çalışmasının mutlaka yapılması gerektiğini belirterek şunları söyledi:  “Yoğun bakımın tanımı ve aşırı parçalanmışlığın önüne geçilmelidir. Sağlık Bakanlığının kendi çalışmasında görüyoruz ki 18 değişik tipte yoğun bakım var. Bu sebepten kaynaklı sorunlar oluyor; hangisi 2. basamak, hangisi 3. basamak gibi…Genel yoğun bakım hangisi gibi..” Hasta Yatışına Yoğun bakımcı Karar Veremiyor! “Bir de acil sağlık hizmetlerinde acil ile çalışılıyor ve bu da acil tıp gibi anlaşılıyor. Acil sağlık hizmetlerinin önemli bir ayağı da yoğun bakım” diye konuşan Prof. Dr. İskit, şöyle devam etti: “Yoğun bakım alanının, uzmanlarının acil sağlık hizmetlerinde hem bürokratik hem sahada uygulama kısmında yer alması lazım. Triaj ile de ilişkili bu. Yoğun bakıma yatış kararını veren yoğun bakımcı değil! Çıkışa da karar veremiyor. Kritik hastaya bakıldığına göre burada bir terslik var.” Endüstri Sponsorlukları Yeniden Düzenlenmeli Medikal endüstrinin hekim sponsorluklarında yoğun bakım branşına özel düzenlemeler yapılması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. İskit, “Genç arkadaşlarımız akademik toplantılara rahatlıkla katılamıyorlar. Bakanlık da biliyor ki hekimler endüstri sponsorluğunda davetlere ve toplantılara katılıyorlar. Tüm katılımları Yönetmelik ile kontrol altında. Ama Bakanlık bunu incelerse fark edecektir ki diğer pek çok branşın aksine yoğun bakımcılar için endüstri desteği çok az. Özellikle ilaç kullanımıyla ilişkili branşlarda bu desteğin son derece fazla olduğunu görebiliyoruz. Bu konuda da düzenleme yapılması meslek içi eğitimlere destek olunması gerekiyor” diye konuştu. Sağlık Bakanlığı Uzmanlık Eğitimi Takip Sistemi Kurdu

Doç. Dr. Semra Ulusoy Kaymak

Sağlık Bakanlığını temsilen toplantıya katılan Doç. Dr. Semra Ulusoy Kaymak, yeni oluşturulan uzmanlık eğitimi takip sistemi hakkında bilgi verdi. Ciddi finansal yatırımla gerçekleştirdikleri sistemi detaylarıyla anlatan Kaymak şunları kaydetti: “Diğer tüm uzmanlıklar gibi yoğun bakım uzmanlarının da bu sistemi kullanması gerekecek yakın zamanda; mesela asistan isterken sistem üzerinden talep etmeniz gerekecek. Asistan sayısı, kliniklerde verilen eğitimler bu sistemden takip ediliyor; bizler de sizleri ve sistemi takip edebiliyoruz. Ortalama 5 bini aşkın eğitim programımız var. Çok büyük bir yatırım yaptık finansal anlamda ve çok emek verdik. Sistemimiz sizlerin katkısıyla anlamlı olacak. Standart olmayan eğitimlerin üzerine bu şekilde gitmeyi planlıyoruz.
Uzmanlık eğitimi takip sisteminin içinde neredeyse herşey yer alıyor: Uzmanlık programının içinde bulunduğu hastanenin nitelikleri, kendi kliniğinin nitelikleri, donanımı, portföyü ne gibi hizmetler verdiği takip edilecek ama kazanımlarla takip edilecek. Asistan karneleri de bu sisteme dahil; asistan hangi hocasıyla kaç adet ve ne tip vaka yapmış, bunu izleyeceğiz. Sistem telefona da uyumlu olacak. Kaç öğretim üyesi uzmanlık öğrencisiyle buluşarak ona mentorluk yapıyor bunu görebileceğiz.” Doç. Dr. Kaymak ayrıca, yoğun bakıma yeni bir ana dalın eklenmesinin sözkonusu olmadığını ifade etti. “Yeterlilik Kurulu Oluşturacağız”

Doç. Dr. Melda Türkoğlu

TDCY Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi İç hastalıkları Yoğun Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Melda Türkoğlu da, yoğun bakım eğitim kadrolarının planlı verilmesi gerektiğini belirterek eğitim ve çalışma hayatına ilişkin taleplerini şöyle dile getirdi: “Yoğun bakıma şu anda çok fazla kadro veriliyor. Oysa bu kadroların kademeli şekilde daha yavaş verilmesi gerekiyor. Yoğun bakım uzmanlarının yavaş yavaş yetiştirilmesi bizler için daha iyi olacak. Buna ek, biz 6 ana dal dışında yeni bir ana dal istemiyoruz. Hatta 6 ana dalın fazla bile olduğuna inanıyoruz. Yeterlilik Kurulunun oluşturulması için TYBD ile birlikte çalışarak yeterlilik kurulunun oluşturulmasını ve sınavının getirilmesini sağlayacağız. Özel hastanelerde yoğun bakım kadrosu yok. Uzman olan arkadaşlarımız bu kadroyla özel hastanelerde çalışamıyorlar. Kendi ana dallarında da çalışamıyorlar. Öyle olduğu zaman yoğun bakım uzmanı olmak dezavantajlı hale geliyor. Bu önemli bir sıkıntımız. Yoğun bakım kliniklerinde seviyelendirmelerin yeniden revize edilmesi gerekiyor. Bakanlık ile yapılan toplantılarda buna yönelik karar da aldığımızı hatırlatmak isterim.” Özel Bakım Üniteleri Oluşturulmalı Doç. Dr. Türkoğlu, palyatif hastalar konusunda yeni düzenlemeye ihtiyaç olduğunu vurgulayarak, “Birçok terminal hasta var, terminal hasta için artık desteğin verilmeyeceği ünitelerin olması lazım. Ayrıca uzun dönem bakım yerlerinin olması lazım… Yatışa ve çıkışa yoğun bakım uzmanının karar verebilmesi lazım. Emek verdiğiniz hastayı mesela servise gönderiyorsunuz ve size tekrar geliyor. Yoğun bakım sonrası devredebileceğimiz ünitelerin olması ve uzun dönem bakım hizmetinin verildiği ünitelerin oluşturulması öncelikle hayata geçirilmesi gereken hususlar” diye konuştu. SUT & Performans Düzenlemeleri SUT ile ilgili düzenlemelerin yapılması gerektiğini belirten Doç. Dr. Türkoğlu, “SUT’ta çoğu yerde yoğun bakım uzman tanımı yok!. Yoğun bakım uzmanı tanımının yoğun bakım ilgili yerlerde geçmesi lazım… Örneğin sepsis kolonunun kullanılması konusunu ifade edebilirim; bu kullanım için hematolojinin anesteziyolojinin imzası isteniyor ama yoğun bakım uzmanının imzasına gerek duyulmuyor. Hematolog, sepsis konusuna bizim kadar vakıf değil… Esas kullanan biziz ama mevzuatta adımız geçmiyor. Bunun düzeltilmesi gerekiyor. Ayrıca SRRT konusu var. Bu uygulama diyaliz olarak geçiyor ve nefrologların bu konuda çok deneyimli olmamasına karşın bu işin performansı nefroloğa veriliyor. Bizim bu uygulamadan performans alma gibi hakkımız yok. Bu konu iyileştirilmeli. Beyin ölümü konusunda biz YÖK’e de başvuruda bulunduk. Bu konuda hala 4 ana dal imzası gerekiyor ve kısaltılması gerekiyor. Çift performans konusu var bir de; yoğun hastası takip eden bölümlerde oluyor bu; örneğin bir kalp damar cerrahı veya bir kardiyolog aynı gün anjiyografi yapıyor, oradan performans alıyor. Aynı zamanda hastasını yoğun bakıma yatırıyor, ondan da 3. Basamak puanı alıyor. Yani yoğun bakım uzmanı eğitim yapıyor ve onun yaptığı vizit çok ayrıcalıklı bir vizit dei. Yoğun Bakım Ekibi Çalışma hayatında sorunların varlığına dikkat çeken Doç. Dr. Türkoğlu, şöyle konuştu: “Yoğun bakımda görev yapan hemşireler, yardımcı personel, klinik donanımı konusunda iyileştirme yapılmalı. Hemşire eksikliği pek çok hastanede yaşanıyor, bu sebepten hastanelerde birçok yatak kapalı. Fizyoterapistlerin yoğun bakımda istihdam edilememesi çok büyük eksiklik… Bu bizi olumsuz etkiliyor. Ağır bir 3. basamak hastasını tek başına bir doktor olarak ayağa kaldırmamız mümkün değil. Hemşireyle, fizyoterapistle, sosyal hizmet uzmanıyla birlikte çalışacağız. Özlük Haklarımız İyileştirilmeli

Prof. Dr. Bilgin Cömert (solda)

TDCY Yönetim Kurulu II. Başkanı ve 9 Eylül Üniversitesi İç Hastalıkları ABD ve Yoğun Bakım BD Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bilgin Cömert, konuşmasında çalışma hayatındayaşanan sorunlar konusunda şunları kaydetti: “Temelde 2 problem var, bir yoğun bakım uzmanı unvanı almış kişilerin sahada 3. basamak yoğun bakım ünitelerinde kurulu düzenin içine girememeleri… Bunun birçok nedeni var ama bence ilk sorun bu. Büyük oranda performans kaygılarından kaynaklanan bir sıkıntı bu… Bunu belki özlük haklarının iyileştirilmesiyle çözülebileceğini düşünüyoruz. Sorumluluk konusu, bence tali bir konu… Esas olarak orada çalışabilmesi çok daha önemli… Yoğun bakımın ekip işi olduğunu kabullenmemiz lazım. Tek başımıza hiçbir şey yapamayız. İdareye önemli görev düşüyor. Bu kadar çok emek verdiği uzmanların yoğun bakımda çalıştırılmaması büyük kayıp!” Mezunlarımızın Yetkinliği Denk Değil

Prof. Dr. Ferda Kahveci

TYBD Derneğini temsilen oturuma katılan ve TYBD Önceki Dönem Başkanı ve Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon ABD, Yoğun BD Başkanı Prof. Dr. Ferda Kahveci konuşmasında şunları söyledi: “Yoğun bakımda eğitimle ilgili sorunlarımız büyük. Dengesizlikler var. Yoğun bakım 6 ana daldan beslenen bir yan daldır ve bu 6 ana dalın bir ucunda enfeksiyon hastalıkları var, bir ucunda da anesteziyoloji ve reanimasyon ana dalı var. Bunların içinde hiç yoğun bakımı olmayan ana dallar var, buralarda herhangi bir formel eğitim görmeyen mezunlar var. Bu mezun arkadaşlarımız bir sınavla bir programın üyesi haline gelmektedir. Ana dallarında yoğun bakımda aktif hiçbir çalışması olmayanla 6 ay ve üzerinde eğitim görenler aynı programda buluşabilmekte ve biz onları denk koşullarda mezun etmekle yükümlü birer öğretim üyesiyiz. Daha önce bu konuyu İç hastalıkları TUKMOS’una getirdik; hiç olmazsa 2 aylık bir rotasyonları olsun ama sanırım bu hayata geçmedi. Daha seçme aşamasında yoğun bakıma dair dengesizlikler başlıyor. Protokoller revize edilmeye başlandı; 6 ana dal veya 3 ana dal gibi protokoller var. Sağlık Bakanlığının yaptığı çalışmada daha net göreceğiz, kaç program aktif çalışmaktadır, yetkin öğretim üyesi sayısı ve niteliği nedir diye… Mezun olan kişilerin yetkinliği denk değil maalesef. Eksiklikler burada başlıyor. Denetlemenin çok önemli olduğuna katılıyorum, kağıt üzerinde var ama sahada nasıl olduğu konusunda Sağlık Bakanlığı çalışma yapmalıdır ki aktüel olarak bu eğitimlerin ne düzeyde verildiği bilinmelidir. “Asistan Karneleri Hayata Geçirilmelidir” Asistan karnelerinin aktif olarak hayata geçirilmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Kahveci, “TYBD asistan karnesi oluşturdu. Bizim bir karnemiz var; değiştirebilir elbette ama ortak bir çalışma sonucu ortaya çıkmıştır. Kişilerin neler yaptığını oradan rahatlıkla görebiliriz ama sanıyorum daha hayata geçmedi. Bunu hayata geçirirsek Sağlık Bakanlığı da ne yapıldığını görmeye hazır olacaktır. Rotasyonlar konusunda da yeni düzenlemelere ihtiyaç var. Anesteziyoloji, göğüs hastalıkları ve iç hastalıkları uzmanları açılan yoğun bakım kadrolarına en fazla ilgi gösteren ilk üç ana dal dolayısıyla kadro tahsisleri de bu orana göre yapılmalıdır” dedi. Nöbet Tutmak Eğitimin Çok Önemli Parçası

Prof. Dr. Mehmet Uyar

TYBD II. Başkanı ve Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon ABD ve Yoğun BD Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Uyar da şöyle konuştu: “Tıpta Uzmanlık Kurulu, Sağlık Bakanlığı ve bizlerin katıldığı toplantılarda konsensüs haline getirdiği ve çekirdek müfredata geçen hususlar var; bir eğitim programında eğitim vermeye yetkili en az 2 yoğun bakımcının bulunması, en az 10 yataklı 3. düzey yoğun bakıma sahip olması gerektiği koşullarının tam sağlanamadığını görüyoruz. Tıpta Uzmanlık Kurulu sekreteryası tarafından bize gönderilen raporlarda 36 aylık eğitimin 18 ayının en az genel yoğun bakımda geçmesi gerektiği konusunda hepimizin konsensüsü var. Bunun da hayata geçmediğini görüyoruz. Ben ayrıca, nöbet tutmanın da yoğun bakım eğitiminin çok önemli bir parçası olduğunu düşünüyorum. Yoğun bakımcı nöbet tutmadan yetişemez. Bilgi beceri ve idari yeteneklerini geliştirmelidir. Tüm programlarda da buna uyulmadığını görüyoruz. Bugüne kadar çerçevesi çizilmeye çalışılan bir program ve verilen büyük emekler var. Fakat bu emeklerin yeterince yerini bulmadığını düşünüyorum.” İdari Sorumluluk Yoğun Bakım Uzmanındadır Sahada yaşanan sorunlar konusunda görüşlerini ifade eden Prof. Dr. Uyar, “Yoğun bakım yan dal uzmanı mezuniyetinden sonra çalışmaya başlarsa bu mutlaka 3. düzey genel yoğun bakımda olmalıdır. Eğitim nitelikleri ve standardizasyonu da buna göre düzenlemelidir. Sahada çalışmaya başlandığında bu her zaman mümkün olmuyor. Göreve başladığı yerde öteden beri yoğun bakımı idare eden kişiler varsa bunlarla da iş birliğine geçilmesi gerektiğini Dernek olarak daha önce belirttik.İdari sorumluluk mutlaka yoğun bakım yan dalı almış uzmanda olmalıdır ama yan dal uzmanının da çalıştığı yerde performans ve nöbet paylaşımına gitmelidir. Adaptasyon süreci kolaylaşır ve idari yetkisini daha iyi kullanabilir” diye konuştu. 5 Temmuz Tarihli Tebliğ Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürlüğü, Sağlık Hizmetleri Daire Başkanı Dr. Fethiye İnce ise kendisine yöneltilen sorulara karşılık şöyle konuştu: “SGK olarak 5 Temmuz’da bir Tebliğ yayınladık ve yoğun bakıma ödediğimiz ücreti yüzde 30 oranında arttırdık. 3. basamak yoğun bakım uzmanları yüzde 20 almaktayken yüzde 30 almaya başladı. Aynı şeyi palyatif bakım için de yaptık. Seviyeler arasında geçiş yapan hastalar için düzenleme yaptık; hatırladığım o ki palyatif bakıma ilişkin düzenlemeyi son derece hızlı şekilde SUT’a ekledik. 5 Temmuz’da da bunun 3. basamakta yapılması halinde SUT’taki fiyatın üzerine yüzde 50 eklenerek ödenmesi sağlandı.” Performans Sağlık Bakanlığının Konusu Dr. İnce, performans sistemi düzenlemelerinin hiçbirinin SGK ile ilgili olmadığını belirterek,. “SGK, hekim üzerinden ücret ödüyor. Ama sağlık çalışanlarının performans dağılımı Sağlık Bakanlığının çalışma alanıdır. Biz hekimin sağlık hizmetinin karşılığını ödüyoruz. Kan bileşenleri konusu var; 2017’den itibaren yapılan düzenlemeyle, eğer eritrosit kullanıyorsanız bunun yüzde 36’sını paketin haricinde her bir eritrosit için bize fatura edebilirsiniz. Yoğun bakımda da bu böyle… Plazmaferez işlem olarak ve malzeme olarak ayrı faturalandırılıyor. Yoğun bakım uzmanlığının mevzuatta eksik olduğu ifade edilen yerlere eklenmesi konusunu ilgili birimlere ileteceğim; ama bu çalışmalar için komisyon oluşturuluyor ve düzenlemeler komisyon çalışması doğrultusunda yapılıyor. Tıbbi malzemede mesela Hacettepe Üniversitesine yazı yazıyoruz; diyelim ki sepsis kolonunun kullanımına ilişkin toplantı yapılacak ve hastanelerden katılımlarını istiyoruz. Bize iletilen branşları toplantıya çağırıyoruz. Onlar düzenlemeleri yapıyorlar. Sonuç olarak bizim sağlık konularındaki otorite kabul ettiğimiz yer Sağlık Bakanlığıdır.” Kongre Ödülleri En İyi Araştırma Makalesi Ödülü “Atriyal Fibrilasyonun Solunum Yetmezliği Hastalarının Yoğun Bakım Sonuçlarına Etkisi” konulu makale En İyi Araştırma Makalesi Ödülüne layık görüldü. Sertifika ve maddi ödül, aynı zamanda TDCY Yönetim Kurulu üyeleri olan, Prof. Dr. Arzu Topeli İskit tarafından Doç. Dr. Müge Aydoğdu’ya takdim edildi. Makale; Dr. Müge Aydoğdu, Dr. Çiğdem Hanazay, Dr. Yağmur Aldağ, Dr. Ayşe Baha, Dr. Salih Bilgin ve Dr. Gül Gürsel tarafından hazırlandı. Kısıtlı Olanaklarla Üst Düzey İşler Prof. Dr. Arzu Topeli İskit, konuşmasında şunları kaydetti: “Türkiye’de eğitim ve hizmet konularında gelişmiş ülkelerden eksiğimiz yok, hatta fazlamız var diyebilirim. Çok kısıtlı olanaklarla bile üst düzey işler başarabiliyoruz. Ama bilimde daha iyiye gitmek zorundayız. Dünyanın gelişimi bilimle olacak. O nedenle dergiyi çok önemsiyoruz. Sizlerin sayesinde son yıllarda dergimiz nitelik ve nicelik olarak çok ciddi ivme kazandı, birçok indexte yer alıyor. Çok ciddi yayınlar geliyor, uluslar arası yayınlar da gelmeye başladı. Zor seçmeye başladık. Bu sene ödülümüzü çok sayıda araştırma makalesi içinden bir makaleye verdik. Hepinizin araştırma makalelerini dergimizde görmeyi arzu ediyoruz.” Sözlü Bildiri Birincilik Ödülü Dr. Dilip Sehende tarafından sunulan “End expiratory occlusion test and mini fluid challenge in predicting fluid responsiveness in acute circulatory failure” başlıklı bildiri Birincilik Ödülüne layık görüldü. Sözlü Bildiri İkincilik Ödülü Dr. Uğur Özdemir tarafından sunulan “Can optic nerve sheath diamaters measured by ultrasound predict the mortality of medical intensive care patients?” başlıklı bildiri İkincilik Ödülüne layık görüldü. Sözlü Bildiri Üçüncülük Ödülü Dr. Kürşat Gündoğan tarafından sunulan “The effects of genistein supplementation to oral/enteral nutrition solutions on inflammatory cytokines in septic icu patients: Prospective, single-center, randomized controlled, pilot study” başlıklı bildiri Üçüncülük Ödülüne layık görüldü. klinikiletişim dergisinin tamamını okumak için tıklayınız

Yorum Yok

TDCY

Yurtdışı Yayın Ödülü

Derneğimiz üyesi, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Yoğun Bakım Bilim Dalı öğretim görevlisi ve Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği Yoğun Bakım Çalışma Grubu Başkanı Dr. ...